top of page

Standart Yoldan Taşındık


Nasıl anlatsam bilmiyorum, deneyeceğim. Önce ev sahiplerine bir standart getirilmesi lazım. Standart olarak benim gördüğüm yıllardır gerileyen bir dizi insani bakış, yaklaşım ve sorumluluk örneği.



Yazı: Bahar Sar

 

 

Mobbing, ghostling ve "evi satacağım sizin çıkmanızı bekliyorum" bahanesi. Geçtiğimiz aylarda da “evimi kötü kullanıyorsunuz paranızı vereyim çıkın şu kadara da kiralardım ben bu evi” demeseydi, inanırdık belki.

 

Fazla muhatap olmamak ve gerilmemek için hayat zaten yorucu ve her şey belirsizken taşınmaya karar verdik.

 

Şans eseri ilk gün gördüğüm ikinci evi tutabildim. Kira, depozit ve tabii ki emlakçının ödemesi. Oysa ne doğalgaz ne su ne vd. için destek olmadı, yol göstermedi. Bir ailenin içinde bulunduğu durumu gözlemlememesi imkansızdı. Benim gözlemimse; emlakçılar satış dışındaki konularda tapuya gitmeye bayılır durumda. Ancak kiralamaya gelince sanki onlara çerez ya da külfet gibi geliyoruz. Fikrimce bu netleşti.

 

Evet, insani standartların ve empatinin ev sahipleri arasında yeniden tohumlanması, filizlenmesi ve geliştirilmesi lazım.

 

Taşıma şirketlerine gelince…

 

Bir zamanlar, Tuzcuoğlu'na güvenebilirdiniz mesela. Şimdi bizim son örnekte de yaşadığımız mecbur ve maruz bırakıldığımız gibi, tuvalet kâğıdı kartonlarının bile lalettayin paketlenerek üstelik yırtık -standartsız- Allahlık kolilerde, içindeki eşya ne olursa olsun kol gücüyle çevirip bantlayarak paketlemelerine ses çıkarmadık çünkü taşınmakta acele ediyorduk. Hem sesimizi kim duyacaktı ki? Elektronik aletleri taşımak istemediler. İki televizyonu evde bırakmamızı ya da olmayan -eşim de ben de sağlık durumumuzdan ötürü araç kullanamıyoruz artık- aracımızla bir şekilde taşımamız gerektiğini sorumluluk almayacaklarını oldukça vurgulu bir şekilde belirttiler. Onca eşya paketlendikten sonra. Beyaz eşyanın hali ise haraptı. Bize sökme işini -avizeler dahil- yapmayacaklarını da geldiklerinde söyleme zahmetinde bulundular. Usta bulmak zaman gerektirdi ve ek masraf oluşturdu.


Kedilerimizin olmasına eseflendiler. Tüylerinin olmasından şikâyet ettiler. Sanki ücretle kiraladığımız bir servis -bir hizmet ekibi- gibi değil işveren gibi davrandılar.

 

Dert bununla da bitmedi. Sorunlar bununla da tükenmedi. Halen açmaya devam ettiğimiz kolilerden özensiz paketlemeden dolayı hasarlı çıkan parçaların hesabını kimden soracağımızı bilmiyoruz. Klişeleşmiş diyeyim kibarca bu türler için, çünkü mecbur hissettirip, mecburiyetin farkında olup bu fiili üstünlüklerini bizim üzerimizde çok güzel kullanmaya çalıştılar ve en ufak bir itirazımızda gitmekle, işi bırakmakla tehdit etmeleri de işin şahikası oldu.

 

Bu kuruluşları ya da oluşumları denetleyen bir merci olsaydı, belediye ya da valilik, bakanlık birimleri vesaire, vatandaş belki bu türlere karşı kendini yalnız ve mecbur ve sinik hissetmezdi.

 

Var mı? Keşke gerçek olsaydı ve haberimiz olsaydı.


Ev taşıma şirketlerine bir standart getirilmeli.

İş ahlakı, sorumluluk bilinci ve görev yeterlilik anlayışı verimsiz bir şirket (aslında gerçek bir şirket olup olmadığından da emin olamadık çünkü herkes birbirinin memleketlisi akrabası filandı). Bize moral, sinir, heyecan kırıcılık ve mali açıdan tahmininizden daha fazla pahalıya patladı.

 

Ardından "yardımcı" konusu var. Tutturabildiklerine iş yaptırmak isteyen, kişinin haline hatırına değil, evin haline bakarak ve konumunu şunu bunu göz önüne alarak son dakikada fiyat değiştiren, astronomik ücretlere çeviren kadınlar da ayrı bir sorun. Üstelik işlerini tamamlamayıp “bayram sonrasına kalsın rica ederiz gelip tamamlarız” demekle yetinerek öğleden sonra oturup sigara ve çaylarını içmeye başladılar. Misafirler geldi bu arada, ev hayırlamaya. Onların derdiyse bir an önce benimle birlikte çıkıp istenilen astronomik ücreti -standart yok ve vergisiz- ödememdi! Hayret bir şeydi doğrusu, evde nakit bulunmaz mıydı? Hem misafirlerin gönüllerince oturmaya ne hakları vardı?

 

Sonuç: seçkin veya değil, Adana'nın müstesna bir semtinden diğerine taşınma ve taşınma sonrası, sinir, moralsizlik, isteksizlik ve belirsizlik... Boşaltılmamış kutular, takılmamış perdeler, avizeler… Hepsi ekstra masraf.


İdarecilik, yerel yönetimler ve bir zamanlar baskın olan TSE gibi kurumlar yok mu artık? Varsa neden insanlar bu kadar sömürülüp istismar edilebiliyor? Engeller ve önlemler dizisi neden hiç düşünülmüyor? Sanki hayat çok ucuzmuş gibi vatandaş iki lafı bir araya getiremeyen, güvenlik sorumluluk sözleşme, garanti, sigorta tanımayan taşıma şirketleri ve büyük çantalı temizlikçi kadınlar tarafından sömürülüyor.

 

Şükretmenin manası yok, her konuda olduğu gibi bu konuda da sahipsiz kalıyoruz. Halletmenin imkânı yok çünkü bir yaptırım yok.

 

En iyisi bir Türkmen Obası'nda yaşayıp İMECE ile taşınıp göç etmek, göçer yaşama geri dönmek sanki.

 

Abarttınız demeyin, sizin de başınızdan geçmiştir. Toplumsal inisiyatif ve direnç göstermeye halimiz bırakılmamışken bunlarla uğraşmamak için kiranıza yüzde kaç zam yaptınız mesela? Ev sahibi olarak kimin kaprisini ya da göz dağını çekiyorsunuz?  Hangi taşıma şirketi sizin “Yıldız Porselen Abajur”unuzu parçaladı? Vitrininizi kullanılmaz hale getirdi? Son dakika fikir değiştirerek ya da ilk başta söylemesi gerekeni sonda söyleyerek sizi zor durumda bıraktı? Yeni bir ev sahibi diyelim peki o, ankastre vd. için depozito alırken bundan önce ankastrenin ve veya spotların bakımını yaptırdı mı?

 

Bir duvar boyasıyla her şey olmuyor.

 

Güler yüzle tatlı dille yılan da karşımıza çıkıyor çıyan da. Halk olarak yalnız ve etkisiz kaldık bıraktırıldık, bırakıldık.

 

Taşınma işlemlerini yapan şirketler denetlenmeli.

Onca emekle, onca hevesle çıkılan her yolda ve tanışılan her insanda bir insani araz görmek bıktırıcı. Ben bıktım, bunlar aileleri bile yıkar çünkü kendi adımıza son birkaç gündür ne bayram anladık ne seyran. Oradan masraf çıkıyor buradan masraf çıkıyor, gerekli olan miktar ev sahibinin elinde depozit olarak duracaksa bu depozitin hak edilmesi lazım. Taşıma şirketlerinin standart ve garantili sözleşmeleri olması lazım. Tüketici haklarını tanımayan “elif be” bilmeyen kadınların vergisiz ama kendilerinin bolca yerebildiği -her nasılsa ve nedense- astronomik kazanç yükselişlerinin durdurulması lazım.


Bu işe kim soyunacak? Kim cesaret edecek? Bizleri sıradan insanları kim güvende ve korumada hissettirecek?

 

Bu soruya kim yanıt verecek?

 

Yoruldum. Güvenimin ve emeğimin karşılığı olan paramı hak etmeyen kontrolsüz, denetimsiz kurum ve kadınlar tarafından istismar sürerken hayatımın normalleşmesini beklemek saflık belki de.

 

Pir-ü pak evler, güvenli yerleşmeler, -pardon- güzel ve esenlikli günler bizim olsa keşke.

 

Yorgunluğunuza ve emeğinize, güveninize değecek kişi ve kurumlara yönelin. Elifi elifine inceleyin varsın vakit geçsin.

 

Yeter ki, adil ve düzenli, hakça bir sistem istiyorum diyenler arasında yer iddia eden bu insanlar da kendilerine çeki düzen versin ya da verdirilsin.

 

Esenlik dileklerimle.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page