top of page

Her Şey Değişiyor Hem de Her Şey


Değişim sadece siyasetçilerde, bürokratlarda olmuyor. Konularda, davranış biçimlerinde, anlayışlarda, algılamada ve benzeri birçok konuda değişimleri her an görüyor, hissediyoruz. Her şey değişiyor...



Yazı: Hasan R. Ardıç

 

Sanıyorum iki temel nedenle yeniden yazma konusunda ısınmaya başlıyoruz. Bunlar;

  • Fazlasıyla hak ettiğimize inandığım yaz dönemi tatili,

  • Seçimler üzerinden geçen yaklaşık üç aylık soğumanın ısınmaya dönüşmesi.

Bu yıl ve hatta son dört yıl biz iktisatçılar çok çalıştık. Yılmadan, bıkmadan ve usanmadan… Bir taraftan bu süre içinde baskısını ağırlaştırarak sürdüren CoVid 19 pandemisi, verilen kayıplar, ekonomiye gelen yükler. Diğer taraftan uluslararası platformlardaki ekonomi nedenli sıkıntılar, krizler, enflasyon ve diğer ekonomi sorunlarında çözümsüzlük, uzayan, geciken kararlar… Doğal afetler, göçler…


Tabii bir de ne olursa olsun duygusal yaklaşımların getirdiği zorluklar, kırgınlıklar oldu. Tamamen kendi adıma söylüyorum. Kimin kime, hangi partiye oy verdiği, hangi siyasal partinin ve adayın seçim kazandığı inanın beni hiç ilgilendirmiyor. Yeter ki seçime ilişkin unsurlar; seçim şekli, adaylar, yöntemler, sayım vs. yasalara uygun yapılsın. Hepsi bu.


Benim söylemeye çalıştığım; biz ekonomik konuları iktisatçı olmayanlara da en uygun şekilde anlatıyoruz. Açık nokta bırakmamaya çalışarak, zaman harcayarak bunu yapıyoruz ama okuyan ve sonuçta sözlerimizi dinleyen olmaması hak verin lütfen, bizi kırgınlığa itiyor. Yazma isteğimizi yok ediyor. Tabii bir de şu var, yazdığımız konuları son derece iyi bilmemize rağmen, güncellemek ve araştırma yapmak yine de zaman alıyor. Emek veriyoruz. An itibariyle ülke, iki ana parti adayları arasında bir seçimi öngörüyor. Başkası yok. Olsa çeşitlilik olurdu, rekabet her zaman iyidir. Üstelik sadece ekonomide değil, siyasette de… Artık daha fazlasını yazmak benim saygı anlayışımın dışına çıkma riskini getiriyor ki bu da olmaz.


Bu zaman aralığından istifade ekonomide ele almak istediklerimizi değerlendirerek zamanı da faydalı kullanmaya çalıştık. Yaz sonuna doğru ısınma turlarımız da bunun bir göstergesi…

Ayrıca şahsi sözümü de tutmuş kabul ediyorum. Mayıs ortalarından bugüne dek ülkeme ilişkin bir ekonomi yazısı yazmadım. Sözünü yerine getirmiş biri olarak kendimi artık özgür hissediyorum. Yani, Eylül başı itibariyle yazmaya tekrar başlayacağım.

Şimdi başlıktaki ana konuya dönelim.


Nedir?

Her şey değişiyor, hem de her şey…

Doğru mu?

Evet, hem de son derece doğru…


Öncelikle eskilerde olduğu gibi artık süslemelerle gerçeğin etrafında dolaşmak yerine salt gerçeği açıkça ifade etmenin ne derece doğru ve etik bir davranış olduğunu kavradık. Bilhassa yeni kuşaklar. Meselâ TCMB yeni Başkanı Gaye Hanım polemiğe girmeden gerçekleri ifade etmeye başlayan ve bu davranışıyla güven veren bir üst düzey yönetici. Basın toplantısında bunu çok iyi göstermiş, izleyenlerin görüşleri böyle…


Yazılarını sürekli takip ettiğim, görüşlerine değer verdiğim Rektör Hocamız Sayın Prof. Dr. Emre Alkin bu konuda yeni bir yazı yazdı. Okumanızı öneririm. Güvenin geri geleceğine dair umutları paylaşmak istiyorum.


Değişim sadece siyasetçilerde, bürokratlarda olmuyor. Konularda, davranış biçimlerinde, anlayışlarda, algılamada ve benzeri birçok konuda değişimleri her an görüyor, hissediyoruz.



FED, ECB gibi global dünyanın önemli karar verici ekonomi odakları faiz artışının üzerinde durmaya devam ediyorlarsa ki öyle, o zaman enflasyonun da devam edeceğini söylemek olanaklı. Aynı TCMB söylemlerini de dinledikçe benzer durumun ülkemiz için de devam edeceğini söyleyebiliyoruz. Yeni MB Başkanının enflasyon beklentisini %50+ olarak seslendirmesi şimdilik gerçekçi görünmese de en azından oyalayıcı değil. Yapıcı olarak değerlendirmek isterim. Büyüme öncelikli MB görüşleri daima çekici olmuştur, yeni başkan da bu paralelde görüşler ifade ediyor.


Bu iyimserlik piyasalara da yansıyor ama henüz çok erken… Yılsonu kaynaklı baz etkisi artık bitti. Carî açığın bir miktar azalması $ taleplerini düşürecek. Ama bu iki veri de Eylül ayında bu derece iyimser olamayacak. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek Eylül ayında ödenmesi beklenen borçların yüksek olduğunu geçtiğimiz hafta içinde söyledi. Bu arada $/TL kurunu adeta sabitleme gayretleri bu konuda kullanılan kaynaklar bakımından alarm veriyor, bunu gizlemeye çalışmak bu durumun önüne geçebilmeyi olanaklı kılmıyor.


Eskiden her yıl bu dönem “okula dönüş” olarak tanımlanırdı. Sonra aynı anlama gelen “Back to School” kullanılır oldu. Yazlıkların toplanması, kayıt yenilemeleri, kitap ve kırtasiye gereksinimlerinin karşılanması, okul kıyafetlerinin hazırlanması vb. işler için bir gayret olurdu. İşte yeni bir değişim daha… Okulun ilk taksiti ve servis aracı ücretleri bankalar üzerinden kredi kartıyla yapılıyor. Kitap-kırtasiye de internet kanallı sitelerden adrese teslim. Bence bunlar eğitimdeki değişiklikler ve getirilen kolaylıklar gibi görünse de gençlerin okul heveslerini kırıyordur. Ama artık böyle… Büyük kentlerde her yıl artan sayıda böyle, Anadolu da arkadan hızla geliyor… Yüksek enflasyon altında “indirim” dönemi (!)


Bunlar alelade dediğimiz sıradan, günlük yaşamın olguları... Alıştık, değiştirdik ve şekil değiştirmiş olarak yine onları uyguluyoruz. Sonuçta her şey hızla değişiyor. Değişimleri uygulamada sorunlar yaşanırsa tekrar değişiyor. Arada çalışma yapıldığında, değişimlerin kategorize edilmesi mümkün olmuyor ve eskiye dönüşle ilerleme sağlanamıyor. Bizim yıllardır ulusça mücadele ettiğimiz MEB politikamız gibi…


Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page