top of page

Mazi ve Anılara Hazırsızlık Kaçınılmaz


İnsan zihni yüklü bir yaradılış birimi. Mazi, düşünceler, duygular, bugünü ve yarını hepsi bu birimde olumlanıyor – olumsuzlanıyor, biçimleniyor, planlanıyor veya bazen kasti unutmalar deneniyor.



Yazı: Bahar Sar

 

Aklımdaki ilk anı, rahmetli annemin hatırlamama şaşırdığı Gelibolu Sahili’nde ayağıma batan deniz kestanesi. Öyle nefret ettiğim bir anı ki ne tadını merak ettim ne de şimdilerde bile suya korumasız girebiliyorum.


Siyah-beyaz “National” televizyonumuzdaki (Biz, dünya renklenirken bu teknolojiyi ancak deneyimleyebiliyorduk, gelişmesi engellenmiş ve süregelen bir ülke olarak) Atatürk belgesellerinde televizyona sarılmamı zor engellerlermiş. Bu da aile efsanesi. Atatürk sevgisi ve anlayışı, idraki nasıl tohumlanmış ve gelişmiş, serpilmiş? Bence her vefalı ve kendini bilen Türk kızı ve erkeğinin DNA’sından kaynaklanıyor, bir de bilinçli ve farkındalığı olan ailelerin, zümrelerin yetiştirme biçiminden.


Kardeşimin doğduğu günü ve teyzemin beni uyandırışını da hatırlıyorum. Hastanede nasıl keşfettiysem zile basıp çocuğu götürmelerini istemişim, annem böyle anlatırdı. Tam bir ablalık edemedim, ataerkil ailenin – modern kisveli de olsa – illaki erkek çocuk tercihi bizde de etkindi. Şimdi gururlu bir aile babası ve iki gelişkin modern zeki kızı var. Bahtları açık olsun.


Türkeli’nde – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki anılarım, uzak ara en değerlisi.


İnsanlar sonra. Arkadaşlarım, öğretmenlerim. Ardından kitaplar: Uzun Çorap Pippolata, Polyanna, Tatarcık, Çalıkuşu, Nimetşinas… Doğal geliyor çünkü gözümü açtığımda yığınlarca kitap babamın kütüphanesinde beni bekliyordu. Okudum.


Annem bizi oynayalım diye dışarı bıraktığında eğer kardeşim su deposuna tırmanmıyorsa – ardından yükseklik korkusunu filan düşünmez ben de çıkardım – ya da havuza düşmüyorsa merdiven altında kendi kendime kitap okurdum.


Yabancılara karşı dikkatli olmamız telkin edilirdi. Rahmetli Ülkü teyzemin annesini evimize almayışımı yine annem hatırlatırdı.


Geçmiş zaman olur ki...

Aslında, özetle, pek çok şeyi ayaklı mazi ikonum annem hatırlatırdı. Doğduğum saati bile. Annem bu dünyadan öte dünyaya göçtükten sonra beni doğduğum saatte arayıp “Ah şu saatte neler çekiyordum” diye başlayan tiratlar atan ve iyi ki doğdun diyen kimsem kalmadı.


Hatırlamak istemediğim şeyleri es geçiyorum, sadece bu kadarlık adları geçsin, bu bile fazla.


Lisedeki efsane resim öğretmenimiz Semahat Acuner, Edebiyat Öğretmenim Bayram Eraslan, fakültede Prof. Dr. Türkel Minibaş, Cânım Nüket Güz, Rekin Teksoy, Sezer Tansuğ ve bizi illüzyonlara sevk eden Oktay Verel. Ve daha kimler kimler…


Patronlarım Bengü Bilik, Mustafa Karahan. TRT kökenli bir iletişimci olan bendenizin gözünün içine bakan manevi maddi her yönden koruyan gözeten ve şefkat gösteren affedicilikleri yüksek, bir o kadar da iyi yöneterek, yönetmeyi öğreten iki kişi.


Bize emek verenler. Bu kişilerin ve varlıklarının emeklerinin dışında kimsenin bizim üstümüzde hak iddia etmeye hakkı yok, orası kesin. Belki de bu yüzden anılardan kaçınılamıyor, yüklendiğinde de Ajda Pekkan’ın şarkısı dahil (Kimler Geldi Kimler Geçti) – e tabi aşk da vardı – pek çok şarkı bizi kodlamışlığıyla bir anda zaman makinası ya da ‘Uzay Yolu’ndaki Skati’nin ışınlaması gibi geçmişe sürüklüyor.


Parça pinçik edildiğimiz süreçlerden önce bize aşılanan güven ve cesaret yerini pimpirikli, temkinli itidalli ve durgun davranma tercihine bıraktı. Biraz zorunlu bir tercih. Sevgili Kürşad Başar, “Bungunluk” derdi benim bu halime belki. Belki de onun zihnindeki haliyle tanımsız zor tanımlanan veya tanımlanamayan bir UFO gibiydim, ‘Güneş Gazetesi’ yıllarında. Gençlik işte. Direkt söylemek gerekirse çaylaklık.


Ondan iyi bir gözlemci ve sessiz bir tanık olmayı öğrendim, gözlemleyebildiğimce.


İnanın, hayatımda bunun işime yaramasını daha da çok biçimlendirebilmeyi ve daha birçok şeyi isterdim, ancak bazı şeyler, pek çoğumuza da olduğu gibi, “boşluğuma geldi”.


Zaman anılar biriktirmeye devam ediyor.

Tarih: 11 Eylül 2023. Onca siyasetçi, politikacı, şair ve yazar okudum, öğrendim bildim. Tanıdım. Şu anda kardeşimin bir arkadaşında tam anlamıyla rehin kalan 😊 ‘Bahar Noktası’ adlı söyleyişinde – Shakespeare çevirisi, Can Yücel’in kelimeleri ve dağarcığıyla söyleyiş olurdu, bilenler bilir – “Bahar’ın Bahar Noktaları Bol ve Gümrah Olsun” diye imzalamıştı benim için.


Belki oldu, belki bir çoğumuz için. Gelin görün ki farkına varabildik mi? Tartışılır.


Hainlikler, ihanetler, yanılgılar. Bile bile ladesler. Hayatı ya bir kumara çevirdik ya da öznesi olduk elimizde olarak ya da olmayarak. Canım Attila İlhan:


“Önümden çekilirsen, İstanbul görünecek

Nerede olduğumu bileceğim” diyordu.


İstanbul bir mitti, evirildiği şeyi görüyoruz.

Kimimiz inatla içinde caddelerinde meyhanelerinde, odacıklarında yaşamaya çalışıyoruz.

Yaşamaya çalışmak zorunda bırakılışımızın hazinliği anılara daha bir bağlı kılıyor bizi.

Bizi mutlu edenler: Anıların gerçekliği, bazen uydurmacalığı.

Bizi huzursuz edenler: Anılarla savaşan günümüzün vulgarlığı ve vandallığı.


Yani, başlığa aldanıp okuyanları bir sürpriz bekliyor. Anılardan kaçılmıyor değil, anılara doğrudan sığınılıyor.


Hayat bize anlatıldığı, ülke bize vaat edildiği gibi olup bitmedi olamıyor.


Bir güce ihtiyacımız, müjdeye hasretimiz varken tek tük şeyler belki, yüzümüzü güldürüyor, geleceği umutla beslemeye devam etmemize yol açıyor. Mesela ‘Filenin Sultanları’. Mesela ‘Paralimpik Sporcularımız’. Mesela tüm imkansızlıkları aşıp maceraya atılıp yakın ya da uzak diyarlarda bizi gururlandıran diğerleri.


İçimize kapandığımız ceviz kabuğundan, çekilmek zorunda kaldığımız uzletten çıkma vakti de gelecek.


Ama anılardan kaçınamayarak, ama anılara sığınarak, ama belki de sevdiklerimiz ve sevenlerimiz için bir anı olarak.


Dilerim hatırlanmaya değer bir anı olmayı başarabiliriz.


Dilerim ardımızda güçlü ya da narin izler bırakabiliriz bu naifliğimizle.


Hayat bir nefeslik bir taht, bu tahttan inene kadar, dilerim gönlümüzden geçen güzel dilekler ve umduklarımız, sevdiklerimiz ve kendimiz için seçtiklerimiz, korunmaya değer gördüklerimiz hepimiz güvende ve esenlikte kalırız.

Sevgi ve esenlik dileğiyle


Güzel ve belki de özel, nadir bir anınız olmayı uman Bahar Şar...

Son Yazılar

Hepsini Gör

İnsan Tadı

1 Comment

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
Guest
Sep 12, 2023
Rated 5 out of 5 stars.

Like
bottom of page